SUR

SUR


Antik çağdan itibaren ortaçağ boyunca şehirlerin kendilerini güçlü surları ile korumaya çalıştıkları bilinir. Bu süreçte bazı şehirler bir yarımdaya yerleştiler,üç yaninda deniz ve kara yanında surlarla korundular. İstanbul bunun tipik bir örneğidir. Çok kuşatıldı. İki kere aşılabildi, 1204′te Haçlılar ve 1453′te Osmanlılar tarafından.

Yüzyıllar boyunca, İstanbul’un surları `yerli´ ile `yabancı´yi birbirinden ayıran bir simge olarak yaşamlarını sürdürür. Doğanın ve insanın getirdiği bütün tahribata rağmen yıkılmadılar,ayaktalar. Geçmişte top ve tüfek ateşine direnirken; şimdi kendilerini `restorasyon´ belasından nasıl koruyacaklarını düşünmekteler!

Surların etrafındaki yaşamı fotoğraflayanlar neyi ararlar?
Kariye’nin gölgesindeki semt kiliseleri niçin utangaç mahalle kızları gibi, gelip geçenden saklanmaktadırlar? Cemaatlerini gören var mı?

Mimar Sinan gerçekten Mihrimah Sultan’a aşık mıydı?

Bizans’ın hipodromunun ruhu acaba hafta sonları Karagümrük stadındamı yaşatılmaktadır? Tarkan, Malkoçoğlu ve Karaoğlan çocukluğumuzda bize neyi anlatmak için `kahramanca´ surların tepesinden asağıya atlamışlardı? Göçmen ramazan davulculuğu nasıl bir meslektir? Minibüsçüler niçin sürekli dertlidirler? Kuşbazların aşkı Mecnunki ile kıyaslanabilir mi? Sulukule niçin hafızalardan silinmek isteniyor? Mevlanakapı önlerini geçici mesken tutmuş Romanlar niçin nereden gelip,nereye gittiklerini hiç önemsemiyor? Yedikule’nin marulu, Langa’nın hıyarı bir efsane midir? Kumkapı ne zamandır Fırat’ın doğusuna taşınmıştır? Delikanlı Kadırga’nın omuzları niçin düşmüştür? Cankurtaran’ın güzelim evlerinin canını kurtarmak için ne yapmak gerek? Sultanahmet’e varınca artık kafalar iyice karışmıştır; biz kimiz ve nereden geldik, nereye gidiyoruz?

Sur nedir, sadece fiziksel bir durum mudur? Aslında surlar toplumsal olanın, içimizde ördüğü duvarlardan öte nedir? Belgesel fotoğraf sadece bugünü belgelemez. Sorular soran, sorduğu soruların peşine düşerek yaşamayı seçen fotoğrafcının tercihidir. İnsanı dönüştürebilir. Surları aşmaya yarar!


Haluk Çobanoğlu

Geri
Back to Top